Karboksiterapi PDF Yazdır e-Posta
Karboksiterapi CO2 (karbondioksit) gazının deri altı yağ dokusuna gaz halinde verilmesi ile yapılan basit ve bir çok çalışma ile kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir. CO2 gazı yağ hücrelerini parçalar. Uygulandığı dokunun metabolizmasında ve kanlanmasında artış meydana gelir. Bu durum kan damarlarında genişlemeyi, kan akımında artışa ve yağ dokusunda erimeye neden olur. Karboksiterapi vücut şeklini yeniden yapılandıran kozmetik bir tedavi şeklidir. Cerrahi olmayan bu teknik sağlıklı, genç ve ince bir görünüm sağlar. 30G’luk çok küçük iğneler yardımı ile uygulanır. 

Selülit tedavisinde 15 – 20 seans tedavi gerektirir. Haftada 2 veya 3 seans uygulanır 15 – 20 dakika sürer. 5 seans sonunda ciltteki değişiklik gözle görülür durumda oluşur ve  9 seans sonunda cildin sıkışıklığı fark edilir. Normal şartlarda bu gaz vücudumuz tarafından sürekli üretilmektedir. Cilt altına verilen CO2 kan dolaşımındaki oksijeni artıran bir reaksiyona neden olur. Sonuçta yağları yakan hücreleri düzenleyen ve metabolizmayı düzelten yabancı bir madde değil kendi vücudumuzda olan bir gazdır. Uygulama sonrasında hafif bir şişkinlik ve hassasiyet görülebilir. Bu belirtiler 1 saat içinde kaybolur.
Karboksiterapi mezoterapi ile kombine edildiğinde daha iyi sonuçlar alınır.

Uygulama alanları:
• Selülit, bölgesel yağlanma, ameliyat ve yara izleri stria (cilt ve hamilelik çatlakları)
• Boyun, dekolte ve kol bölgesinin toparlanması
• El ve yüz cildinin toparlanması ve gençleştirilmesi
• Basende, gevşemiş ve ileri derecedeki selülitli dokuların giderilmesi 
• Bölgesel yağ doku fazlalığının eritilmesi 
• Liposuction – lipoplasti öncesi ve sonrası pürüzlerinin giderilmesi 
• Kollarda, koltukaltı gevşekliklerinin ve sarkmalarının giderilmesi, üst kolun inceltilmesi.
• Göğüslerde gevşek ve sarkık göğüs cildinin toparlanması 
• Karında gevşek ve sarkık karın dokusunun düzeltilmesi, yara ve ameliyat izlerinin giderilmesi 
• Doğum sonrası ve kilo alma sonucu oluşan çatlakların giderilmesi

Yan etkileri:
Ciltte şişkinlik ve kızarıklık oluşabilir. Ancak yarım saatte geçer. Hasta uygulamadan hemen sonra günlük aktivitense devam edebilir. Çok hafif olarak hissedilebilecek ağrı ise tolere edilebilecek düzeydedir.